Ceydacığımın şu yazısını okuduktan sonra, aslında aynı durumda olan ben de düşüncelere daldım. Şu anda çok iyi bir kurumda, iyi bir pozisyonda çalışıyorum. Bu, görünen yüzü...Bana soracak olursanız, mutsuzluktan geberiyorum. Yapmak istediğim şeyi yapıyor muyum? Hayır...İnsanlardan yoruldum mu? Çooookk...
İş arkadaşlığı, bir anlamda kaderdaşlık demektir bence. İster mecburiyetten olsun, isterse can-ı gönülden...Ve; bugün bana, yarın sanadır.
Bir de düşündüm ki; kötü bildiğimiz şey,belki de bizim için iyidir. Bizi bizden çok düşünen Rabb' imizin bize anlatmak istediği bir oyunudur belki. İşe girememek ya da istediğin işe girememek, belki de kişiye başka şeyler kazandırıyordur. Dün konuştuk Ceydacım' la. Neden bu işe, bu kişi alındı diye. Benim ondan neyim eksik, tek bilmek istediğim bu diye lafladık biraz. Daha iyi okulları mı bitirmiş? Hayır.
Daha mı akıllı? Hayır.
İyi okulları bitiren, akıllı, donanımlı bir sürü insan var. Peki niçin onlar işe giremiyor?
Sanırım, o işi yapabileceğimizi anlatırken , diğerlerinden farklı olduğumuzu ortaya çıkaracak özelliğimizle gerçekleştirebiliriz bunu. Sıradışı olarak biraz, herkesten farklı olarak yani...
Aslına bakarsak; bu hayatımızın her alanında böyle. Mesela blog dünyasını düşünecek olursak, taklitçileri okuyor muyuz? Hayır :-)
El becerileri ile uğraşanlar arasında taklit gırla gidiyor. Sevdiğimiz, beğendiğimiz blog yazarları, şahsına münhasır olanlar değil mi? Şahsen benim sevdiklerim, doğal olanlar...
***Buradan kendi payıma çıkarttığım, şükretmem gerektiği...Çünkü, sahip olduklarım değil, sahip olamadıklarım beni şu anda bulunduğum yere getirdi.
Mesela, şu çok sevdiğim işi yapabilmeme olanak sağladı. Bana, Ebru' yu, Ceyda' yı ve Lale' yi kazandırdı. Bir de Rimoş' u...
Sevgiler dostlarıma...
Kahveler şirketten efendim, afiyet olsun :-)
( Soru: Bu bir Davut, kendini avut yazısı mıdır :)

5 yorum:
doğru söylüyosun şekerr ya, niye işe alırlar ya da niye almazlar ben de anlamıyorum bazen.
galiba insan çok ihtiyacı olduğunda farklı bi havaya giriyo, yani sanki herşeyi yaparım mecburum gibi. olduğumuzdan farklı mı gözüküyoruz acaba görüşmelerde?
mesela ben şu anda çalıştığım insanlara çok kötü davranıyorum. yanlış mı? bilmem ki.. sen kötü davranınca el üstünde tutuluyosun. iyi niyetli davransam bu defa da tepeme çıkıyolar.
iş dünyası enteresan... hiçbir zaman ayak uyduramadım ki.. canım ne isterse onu yapıyorum en sonunda, genelde de kötü davranmak istiyo :) çünkü çok salaklar. ben sabaha kadar oturup çalışıyorum onlar 10 liranın hesabını yapıyo. şaka gibi ya, koskoca şirket benden 10 lira falan kesiyo.
zamanı gelince söylüyorum, hem rahatlıyorum hem de kıymetli oluyorum..
ay ne çok yazdıııım :)
ben de seni tanıdığıma çok mutluyum :) görüşsek keşke, dün aklıma geldin yine... azıcık iyileşeyim, taşınayım buluşuruz di mi nihan'cık?
öptüm çok muccck
Tatlım,dediğin doğru valla, o şekilde daha kıymetli oluyorsun :-)
Ayıp bi özdeyiş geldi şu an aklıma :-) İpucu:seven değil..
:)
Tabi yaa, buluşalım bi an önce, özledim sizleri.
Muck!
Nihan cidden dün senle konuşana kadar çıkmazlardaydım.Özellikle "niye ben değil?" Ve "bu salağı bu işe kim almış?" soruları dönüp duruyodu kafamda.
Ama dediğin gibi belki de hayırlısı budur.Biraz daha gezip tozmam gerekiyodur belkide :)
Buluşalım diyenler parmak kaldırsın
Î ben kaldırdım :)
Nede güzel yazmışsın ama hadi buluşalım yaa cok zaman geçdiii:(
On parmağım havada :-)
Yorum Gönder