tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2010 Perşembe

Music


Dün yolculukta dinlemek üzere bu cd yi aldım ve bayıldım.
Rihanna' nın Umbrella' sını, Beyonce' nin Crazy in Love' ını, Don't Cha gibi şarkıları sanki bir Elvis Presley tarzında söylemişler. Müthiş eğlenceli bir albüm. Grup, Alman imiş.
Ben çok sevdim.
Tavsiye ederim :)

30 Haziran 2010 Çarşamba

Marka oldum ben

Mutlu Mutfak Önlükleri artık Türk Patent Enstitüsü' nden marka tescili alınmış bir markadır.
Hayırlı olsun :-)

14 Haziran 2010 Pazartesi

Body Worlds

Ben 18 yaşımdaydım, abiciğimse 22...
Doğum günüydü ve ona hediye olarak su tabancası almıştım, evin içinde hazır annem de yokken savaş yapıyorduk ve benim yüzümden abiciğim kafasını kapıya çarptı. Eliyle başını tuttu, kaldırdığında ellerinde avuçla kan...Korkudan mahfoldum. Henüz ehliyetimi almıştım ve arabayı dizlerimin titremesine engel olmaya çalışarak kullandım. Yakınımızdaki bir sağlık ocağına götürdüm abimi, niye hastaneye kadar gidemedim hatırlamıyorum ama sanırım en yakın yer orası diye...Doktor abimin yarılan başına dikiş atmak için saçlarının o bölgesini traş edecekti. Benden saçları tutmamı rica etti; bu andan sonra hatırladığım tuvaletin kapısının önüne yığıldığım ve kusmaya başladığımdı...
O günden sonra karar verdim, daha metanetli, daha soğuk kanlı olacaktım...
Benim yüzümden başının yarılması bir yana, neden hastaneye götürmedim, neden yardımcı olamadım duyguları daha üzüntü verici aslında.
2002 yılında geçirdiğim bir rahatsızlıkta yere yığıldığımda, annemin de yere yığılmasını önlemek için kendimi kaybetmeme saniyeler kala anneme şunu dediğimi hatırlıyorum; anne korkma ama hastaneye götürmen gerek beni!
O tarihten sonra kan verdiğimde akan kana bakmaya çalışmakla başladı ilk denemelerim.
İşte şimdi benim için muazzam bir tecrübe olacak bir sergiye gitmek istiyorum ve bu muazzam deneyimden sizleri de haberdar etmek istedim.
Body Worlds...
Gunther von Hagens' ın Orjinal Vücut Dünyası Sergisi...

Alman bilim adamı ve Dr. Gunther von Hagens bu sergide 200' den fazla insan bedeni parçalarını “plastination” yöntemi denilen bir yöntem ile çürümez hale getirip sergiliyor.

Body worlds gelen izleyicilerin insan vücudunun iç ve dış oluşumu görmesini, incelemesini sağlıyor.Kasları, damarları ve organları yaşayan vücudun içinde olduğu halde, yani bozulmamış haliyle sergiliyor ve sağlıklı organlar ile sağlıksız organların arasındaki farkın açıkça görülmesini sağlıyor.
Body Worlds insanın kendiyle karşı karşıya kalmasını sağlayan unutulmaz bir deneyim ortaya koyuyor.
İnsanların kendi vücutlarını bağışlamaları sonucu insan bedenlerinin ve iç organlarının halka sergilenebildiği tek insan anatomisi sergisi Gunther von Hagens’ Body Worlds dur.

diyor tanıtımında...

Nasıl? Muazzam değil mi? Gidip sigara kullanan bir akciğer ve sağlıklı bir akciğeri gözlerimizle görücez. Yemek yedikten sonra gerçekleşen sindirim olayına gözlerimizle şahit olucaz.
Süper değil mi?
Bu benim daha soğuk kanlı olmaya çalışmamla ilgili çabalarımda, kadavra görme kısmı ciddi bir etap olucak.
Bakalım görücez :)

Biletler biletix de efendim...

8 Haziran 2010 Salı

Barış Manço Moda 81300


Hiç bakmadan ezbere söylerim azizim.
Barış Manço Moda 81300.
Öyle çok severdim ki, hiç bir programını kaçırdığımı zannetmiyorum. 12 yaşımdaydım ve ona bir mektup yazmıştım. 12 yaş altı programınız var, gençlerle var, yaşlılarla var ama benim yaşımda olan çocuklarla programınız yok ve bende katılmak istiyorum. Gelip şarkı söylemek istiyorum, yazmıştım. Mektubuma cevap gelmedi ama ben bekledim ve O' nu sevmeye devam ettim. Şimdi olduğu gibi...
Öldüğü gece yayınlanan Siyaset Meydanı Programı' nda fotoğrafının kıpırdadığı gibi bir olay yaşanmıştı, bilmiyorum hatırlar mısınız? Ben o gece uyuyamamıştım ve berberi sırf ona bahşiş verebilmek için o ipek gibi saçlarını taratmaya geldiğini ağlayarak anlattığında bende ağlamıştım.
İnternette dolanan bir hadisesi var, hani Türkler barbardır diyenlere paramızın üzerindeki şahsiyetleri anlatarak verdiği dersle ilgili. Kanımca bilge bir adamdı...Ölümünü çirkinleştirdiler, o hepten acı...
Ama şimdi...
Evi müze oluyormuş. Çok mutlu oldum, gitmek için sabırsızlanıyorum.
Borç yüzünden evinin Halk Bankası' na kiralandığını duyduğumda o kadar üzülmüştüm ki...
İşte şimdi Halk Bankası, Sunay Akın ve sahne tasarımcısı Ayhan Doğan' ın katkılarıyla evi yarın müze olarak ziyaretçilere açılıyormuş.
Doğrusu dokunduğu yerlerde olmayı, piyanosunu, müzelik yüzüklerini görmek için sabırsızlanıyorum...

Evet müze orda,
81300 Moda...

25 Mayıs 2010 Salı

Minyatürler seninle daha da güzel Muhsin Bilyap

Kısa bir Moda' da yaşam süreci var hayatımda. Şu güzelcimle birlikte...
Moda' da yaşamak; modern dünyayı, arabaları, modern kıyafetleri çıkarıp, eski zaman kıyafetlerini giydirseniz insanlara, sanki hala o yıllarda yaşanabilir gibi gelir bana...
Ve bir şehri şehir yapan da, bu güzelliktir aslında. Hollanda' da apartmanların girişinde yapıldığı yılı gösteren bilgiye bakıldığında ve 1300' ü dahi görebildiğimde büyülenmiştim doğrusu.
Bizse hala Emek Sineması' nı yıkıp yıkmamayı tartışıyoruz. Yazık gerçekten...
Bizi biz yapan yapıları yıkmanın mantığını anlayamıyorum? Ve nedense modern yapılar bana kişiliksiz geliyor, gökdelenlerse, burnu büyük, tepeden bakan insanlar gibi...
Herneyse...Bahsetmek istediğim bu değildi, nerden nereye geldim...

Moda' da yaşama sürecinde neredeyse her gün önünden geçtiğim bir galeri vardı; Muhsin Bilyap Atölyesi. İstisnasız her gün, baktığım minyatürlere tekrar tekrar bakar ve her seferinde daha da çok severdim. Eşimin ve benim hayalimiz, odamıza bu minyatürlerden birini yerleştirmekti. Henüz gerçekleşmedi ama o da olur be kuzum :)


Bu mesela, tam bizlik sanki...
Ben şimdi biraz Muhsin Bilyap resimleriyle baş başa bırakayım sizi, en sevdiklerimi seçtim;










      Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
     Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur
Ve gönül Tanrısına der ki:
   Pervam yok verdiğin elemden;
 Her mihnet kabulüm, yeter ki
  Gün eksilmesin penceremden!
                                                                                                     C.S.Tarancı


Sanki Binbir Gece Masalları' ndan çıkmış gibiler değil mi?
Muhsin Bilyap, hayranınızım efendim...


NoT: Aklıma bişi geldi de, buraya yazmak istedim. Demek ki, "Sanat, sanat için" değilmiş. Sanat, halk içinmiş. Sanat halkın gözüne sokulursa, (tıpkı bu atölyenin mahalle arasında olması ve bana kendini sevdirmesi gibi) pekala sanatı tanır olabiliyormuş halk...Tıpkı Dali sergisini gezmeden önce, Dali' nin beyninin başka şekilde çalıştığını bilmiyor oluşum gibi... Demek ki neymiş, bu halk sanattan anlamaz demek, kolaya kaçmakmış...Nokta.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Bin kere olsa yine izlerim

dediğim Türk filmlerini eklemek istedim. Bu listeyi beraber çoğaltalım derim...

1 Numara: Her şey çok güzel olacak
Açık ara bir numara hem de...

2) Hababam sınıfı

3) Süt Kardeşler

4) Mavi Boncuk (Bayılıyorum :)

5) Eşkiya

6) Organize İşler

7) In July (Fatih Akın) (Türk filmi sayılır di mi?)

8) Neşeli Günler

9) Soul Kitchen (Türk filmi sayılır di mi 2)

10) Hokkabaz

11) sıra sizde...

Haaa bu arada tüm filmleri, dizileri Cem' den edinebilirsiniz...

7 Nisan 2010 Çarşamba

Banu Bebek


Ben kocaman yaşına rağmen hala evcilik oynayan bir çocuktum. Bana verin bebeğimi, mutfak eşyalarımı saatlerce gıkım çıkmadan oynardım. Ben kendi kendime oynayabildiğimi hatırlıyorum ama annecim "illa beni komşu yapardın" diyor. He hee konuşmayı seviyorum galiba :)
O kadar çok bebeğim ve oyuncağım vardı ki...Her gece yatmadan evvel teker teker hepsini öperdim, hepsinin ayrı ayrı isimleri vardı. En kızdığımda, bebeklerimin kulağından ve saçlarından tutularak kaldırılmasıydı. Dalga geçmeyin lütfen ama canlarının acıyacağını düşünürdüm :)
Öyle bir bağlılık yani :)
Bu yaşımda beni bıraksalar hala alırım oyuncak, en çokta bebek...

İşte pasajda dolanırken rastladım o güzelliklerden birine...
Çok canlıydı, çok ruhu vardı...
Hayran oldum.
Bebeklerin annesi Banu Hanım ile tanıştım, bebekler gibi kendisi de çok şeker bir hanım...
Hatta bir bebek siparişi verdim kendisine :)
Bir yakınım için.

Ben bu güzel kızlarla tanıştım, sizde tanımak için tık lütfen...

6 Nisan 2010 Salı

:)

Buyrun size günümüzün Şok Programı:

http://www.zaytung.com/

Bayıldım bu siteye :)

Örnek1: İstanbul’da Sağlık Hizmetleri Diziler Nedeniyle Sekteye Uğradı

Son dönem televizyon dizilerindeki sahnelerin çoğunlukla hastanede geçmesi, İstanbul’da sağlık hizmetlerinin önemli ölçüde aksamasına yol açıyor. Konuyla ilgili olarak İl Sağlık Müdürlüğünce yapılan açıklamada, hastanelerin dizi oyuncuları nedeniyle çalışamaz hale geldiğine dikkat çekilerek, durumun bu şekilde sürmesi halinde çekimlerden önce oyunculardan sağlık raporu istenmesi yoluna gidileceği belirtildi.


Örnek2: Devlet, Yaralarını Bir Türlü Saramayan Feridun Düzağaç'a Yardım Eli Uzatıyor

Açılım süreci ile birlikte sanatçılarla yakın diyaloglar kurmaya başlayan AKP Hükümeti, şimdi de duygu yüklü şarkılarıyla büyük bir hayran kitlesine sahip olan Feridun Düzağaç'ın şarkılarındaki buhranlı havayı dağıtmak için harekete geçti.


Örnek3: Marmaray Projesi'nde Tünellerden Birinin Ucu Sedef Adası'ndan Çıktı, Diğer Ucu Arama Çalışmaları Sürüyor

Yapımına 2006 yılında başlanan ve İstanbul'un Avrupa ve Anadolu yakalarını raylı sistemle bir araya getirmeyi hedefleyen Marmaray Projesi'nin dördüncü yılına gireceğimiz şu günlerde, iki yakadan karşılıklı yerleştirilmekte olan tünellerden birinin ucunun son olarak Sedef Adası civarında görülürken, diğer tünel ucunun ise an itibarıyle kayıp olduğu ortaya çıktı.


Örnek4: Metrobüs "Ön Kapı Sahanlığı Kombine Biletleri"ne Yoğun İlgi

Metrobüs'te ezilme tehlikesi geçirmeden seyahat etmek isteyenlerin ısrarlı talepleri üzerine İETT tarafından sınırlı sayıda basılarak piyasaya sürülen Metrobüs "Ön Kapı Sahanlığı Kombine Biletleri" İstanbullulardan yoğun ilgi görüyor.

:)

17 Mart 2010 Çarşamba

Maaza mı? Lacoste' nin ayıbı

Kendime şık ama sırt çantası olabilecek bir çanta arıyorum uzun zamandır; aklıma geldi Lacoste' ye bir bakayim diye düşündüm. İnternet sitesine girdiğimde karşılaştığım manzarayı paylaşmak istedim. Yuvarlak içine aldığım yere dikkatinizi çekerim. Maaza neyse!!!
(Lütfen tıklayarak büyültün resmi)

1 Mart 2010 Pazartesi

Nars

Yok yok ürün tavsiye edecek değilim :)
Sadece yaptığım "çarşı, her şeye karşı" durumundan bahsetmek istedim...
Cuma günü Laliş' imle Bağdat Caddesi' nde yeni açılan Nars' a girdik. Çok hafif bir fondoten almak istiyordum ama böyle belli belirsiz olsun diye de istekler sıralayıp duruyordum.
En sonunda koltuğa yerleştim ve ürün yüzüme uygulandı; Laliş' im destekledi, çok beğendik, aldım.
Buraya kadar sorun yok.
Ertesi gün ailemizle yemeğe gittiğimizde fondoteni kullandım. "Sende ayrı bir güzellik var, cildin çok hoş duruyor" gibi yorumlar aldım. Normal insanlar buna sevinir değil mi? Hoşuna gider yani. Neyse...
Dün fondoteni tekrar kullandım, işyerimde "sende bugün bir değişiklik var, ışıldıyorsun" gibi yorumlar aldım.
Ve ben ne yaptım dersiniz? Fondoteni kullanmayı bıraktım. Niye mi? Yok, deli değilim.
Ama şöyle hisler içindeyim, alla allaaa noluyoo ya, zaten benim cildim pürüzsüz, niye bu kadar tezahürat aldım ki şimdi, diye düşünüp ürünü özel günlerde kullanmak üzere kutusuna koydum.
Ama şöyle düşünüyorum, çok alışırsam bu ürüne, onu kullanmadığımda kendimi kötü hissederim. Hasta gibi mesela.
Deli miyim neyim?

23 Şubat 2010 Salı

Mutlu Mutfak Önlükleri



Ben bir hayal kurdum dostlar.
Ve bu hayalin gerçekleşmesi için canım eşim, canım dayım M.Nuri Yazıcıoğlu (illüstrasyon ve logoda) ve çok değerli dostum Lale ve değerli eşi Pars (web tasarımında) elimden tuttular.
Aşağıda vereceğim adres, dördünün ortak eseridir. Her birine ne kadar teşekkür etsem azdır...Kalbimden çiçekleri kabul edin lütfen :)

Güzel şeyler olmasını umut ediyorum ve en çokta iyi insanlarla karşılaşmayı.
Hayırlar getirmesini, beni ve başkalarını mutlu etmesini...
Ve şimdi izninizle,
Mutlulukla kesiyorum kurdeleyi :))))



4 Şubat 2010 Perşembe

Bir bilgi

Sizlerin de bilgisi olsun istedim;
Kahramanım Haber Türk' e geçmiş, bundan böyle orada yazacakmış...

*Ece Temelkuran

3 Şubat 2010 Çarşamba

Aaaa

Aşk ve Ceza' da oynayan Oktay Gürsoy var ya,

Bizim Kenan yahuuu =)

Bir aaaaaa daha, 84 doğumluymuş.
Daha büyük göstermiyor mu?

1 Şubat 2010 Pazartesi

Konuşan şişe

Şu aralar en çok hoşuma giden reklam. Çok yaratıcı bence ve firmanın genç kitleyi hedef aldığı da çok açık =)

http://www.medyaloji.net/haber/komili_nin_yeni_ambalajina_yeni_reklam.htm

Yalnız keşke reklamdaki kız, sen yapıyosunnn, ağzınla yapıyosunnn, demese =)
Başka neresiyle yapacak ki şekerimmm, demezler mi adama?

22 Ocak 2010 Cuma

One young world...

Ülke gençlerimiz kendilerini ne zaman ifade etmeye çalışsalar, ya serseri(!) muamelesi görürler ya da coplanarak, yaka paça gözaltına alınırlar. Blog aleminde bile düşüncelerimizi yazarken kırk defa düşünüyoruz.
Biz böyle bir millet olmaya devam edelim, dünya gençleri toplanıyor arkadaşlar.

"One young world" adı altında...

One Yound World, dünya çevresindeki gençlerin bütün sınırları kaldırarak dünya gündemi ve küresel sorunlar hakkındaki düşüncelerini dile getirecekleri bir platform yaratmak hedefi ile yola çıkmış ve arkasına da yol gösterici olarak dünya çapında çok önemli isimleri almış. Bu isimler arasında Nobel Barış Ödülü sahibi Kofi Annan, Mohammed Yunus ve Archbishop Desmond Tutu ile 1985′deki Live AID organizasyonu yapan Bob Geldof da bulunuyor.
One Young World' un ilk zirvesi 8-10 Şubat 2010 tarihlerinde Londra’da düzenlenecek. Zirveye 192 ülkeden, geleceğin karar mercileri, liderleri olacak nitelikte 1500 genç delege ülke nüfuslarıyla orantılı olarak katılacaklar. Gençler zirvede şu konulara odaklanacaklar:




* Daha iyi bir gelecek için yeni bir politik lider anlayışının geliştirilmesi

* Küresel iş dünyası ve toplumun geleceğinin ekonomik yönden gelişimine katkısı .

* İnançlar arası diyalog.

* Çevre sorunları.

* Medyanın değişen kimliği ve gücü.

Ve güzel haber; Türkiye' de bu organizasyona "Sabancı Holding" sponsorluğunda katılıyor.
Londra’da 8-10 Şubat tarihlerinde Türkiye’yi görüşleri ile temsil etmek isteyen gençlerin yapması gereken Sabancı Holding’in Facebook Fansayfasına gitmek, başvuru formunu doldurmak ve dünya liderlerine iletmek istediğiniz bir dakikalık mesaj videonuzu yüklemek.
 
Ben onlara, eğitimle ilgili bir kaç şey söylemeyi düşünüyorum ;-)
 
http://www.oneyoungworld.com/
 
 

21 Ocak 2010 Perşembe

Adı gibi birisi daha...

Hani bahsetmiştim ya size, Sevgili Zümrüt diye...

İşte o güzel, güçlü, ayakları yere basan, özgüvenli ve iyi kalpli Zümrüt; dün çıktığı Kanal a' da ki Kadına Dair programında; Sevgili Leyya' yı, Sevgili Sibel' i ve beni tanıttı. Önlüklerimi yani ve yaptığımız el işi ürünleri.
Zümrüt; Türkiye' nin ilk çocuk yemekleri video podcast sitesinin sahibesi ve YiyorumBüyüyorum isminde 5.baskıda olan çocuk yemekleri kitabının yazarı. İkinci kitap da yolda.
Zaten hali hazırda bu kadar başarılıyken, bu kadar harıl harıl çalışıyorken, bizleri de unutmamış, yayına giderken ürünlerimizi yanında taşıyıp, tek tek isim vererek anlatmış olması onun mücevher gibi olduğunu göstermez mi?
Benim müthiş duygulanmama sebep oldu.
Program Sibel' in web sitesinde gösteriliyor. Burada...
Zümrüt' ün videolarında da yerini alacaktır yakın zamanda. Burada...
Bana cd geldiğinde bende bloğuma ekleyeceğim.

Çok diliyorum ki, gönlü güzel, ruhu güzel herkesin ama herkesin yolu açık olsun. Gönlünden geçenler gerçek olsun...
Ve Zümrüt, o kurduğun hayal vardı ya, umarım o da gerçek olsun...
Herkese sevgi ve hürmetlerimle...

19 Ocak 2010 Salı

Adı gibi, Duru...

Bloğunu okuyordum hayranlıkla, ne güzel şeyler yarattığını düşünerek.
Sonra kendisi hakkında küçük bir ipucu verdi, acaba mı dedim, bi sorsam mı diye düşündüm.
Sordum, evet sahiden de o.
Duru...
Kuzenimle kuzeni evli olan Duru.
Kuzenlerimiz evlenirken güzelliğine hayran olduğum Duru.
Adı gibi, duru, narin, ince ruhlu...
Ve işte bana gönderdiği armağanlarım...Şahane broşlarım!


Durucuğum, çok teşekkür ederim bu inceliğine, güzelliğine...

15 Aralık 2009 Salı

Yiyorum Büyüyorum :-)

Yazı tehlikelidir a dostlar.İçinde mimik yoktur, ses tonu yoktur. Çok nazik yazdığın bir söz, sertmiş gibi algılanabilir.
Ama bazen...
Sırf mail yazarak da arkadaşlık kurabilirsin. Kalpten kalbe bir yol açabilirsin. Onun o müthiş sıcaklığını, nezaketini, içtenliğini sadece sana yazdığı bir kaç cümleden anlayabilirsin.
Bunu çok iyi biliyorum çünkü bu yolla dostlar edindim kendime ve sırf bana yazdığı mail tarzı yüzünden bir daha okumadığım blog sahipleri oldu. Yazdığı yazıdan anladım, sanıyor ki tüm dünyalar onun!

İşte yalnızca yazı yoluyla tanıdığım, sıcaklığını ve içtenliğini hissettiğim bir tatlı hanımı tanıtmak istedim, Zümrüt Özkan Anjuere.
Türkiye'nin ilk çocuk yemekleri video podcast sitesinin ( www.yiyoruzbuyuyoruz.biz )
sahibesi. Başarıları;
http://www.yiyorumbuyuyorum.com/
http://www.alfakitap.com/kitap.asp?id=&kitapID=2267

Bebeğim ve Biz dergisinde yazar aynı zamanda.
Sevgili Zümrüt ile önlüklerim vasıtasıyla tanıştık.
Teşekkür ederim önlüklerim, teşekkür ederim blog, bana ne güzel insanlar kazandırdın.
Şu an bir çocuğum yok ama şimdiden müdavimi oldum.
Bu dinamik, başarılı aynı zamanda da güzel hanım;
"Dileğim, dünyadaki tüm çocukların hak ettikleri kadar güzel bir yaşam sürmeleri ve asla aç kalmamaları." diyecek kadar da ince ruhlu. ( Dediğim gibi bu, yazışmalarımızdan da edindiğim bir şey)

Dileğin, dileğimiz Sevgili Zümrüt.
Seni tanımak çok güzel oldu...
Ve, Allah iyi insanlarla karşılaştırsın duası, ne kadar doğru...



9 Aralık 2009 Çarşamba

Kıvır kıvır

Bir güzel gördüm giderken yolda
Bir edayla salına salına
Tanıyamazdı beni nereden tanısın
Belki üşürdü fırtınalarımda

Kıvır kıvır kıvır kıvır saçları
Kara kara kara kara kapkara

He heh :)  Sabah sabah Bulutsuzluk Özlemi' nin bu şarkısı nereden geldi aklıma?
Şurdan:



Bu üründen aldım da. Babyliss' in 35 mm.olan saç maşasından... Eğer sizde benim gibi dümdüz ve oldukça uzun saçlıysanız (ve fakat ben çok katlı kestirdim) bu ürün çok süper bişi olayooo.
Şöyle ki, 35 mm.olmasından ötürü saçınızın hepiciğini birden saravereyoo ve sonra kalın kalın sarabildiğiniz için de böyle hediye paketinin üstündeki süslemeler gibi kıvır kıvır değil de, güzel bi bukle yaratıvereyooo.
Süper bişi yanee, ve fiyatı da öyle!
İsteyenlere fikir oluversin garii!


15 Kasım 2009 Pazar

3.Mevkii, 39 Basamak ve Beyaz Kaplan

Ne alaka bir başlık?
Kel alaka değil tabi, hafta sonumun özeti bu sadece :-)

Taksim' de Mango' nun karşı arasında, Ağa Cami' nin sokağından giriyor, ilk sola dönüyor ve sokağın sonuna kadar yürüyorsunuz. Sağda, minicik, mütevazi, reklama ve gösterişe ihtiyaç duymuyan oldukça ilginç bir kafe III.Mevkii.
İlginçliği şurdan kaynaklı, içeri girince masada menü var, el yazısıyla yazılmış çünkü menü her gün değişiyor. Menünün yanında kağıtlar var.Kağıda istediklerinizi yazıyor ve alt katta bulunan mutfağa indiriyorsunuz.
5 dakika sonra el asansörüyle (halatla yapılmış) yemekleriniz yukarıya çıkıyor ve siz yemeklerinizi alıyorsunuz.
Bitince de tekrar asansöre koyuyorsunuz. Ödeme için tekrar alt kata :-)
Memleketimin alışık olmadığı bir usul...Ama gelenlerden belli, hepsi müdavim. Zaten toplamda 5 adet olan masalar hiç boş kalmıyor. Yemekleri de bir o kadar lezzetli, ben lahana sarması yedim; nazik eşim, sebzeli tavuk ve pilav. İkimizde bayıla bayıla götürdük lokmaları :-)
Fiyatları da epey uygun. Biz çok sevdik :)




Sonra, Kenter Tiyatrosu' nda sahnelenen Okan Yalabık, Demet Evgar, Hakan Gerçek ve Bülent Şakrak' ın oyuncuları olduğu 39 Basamak adlı tiyatro oyununa gittik.
Konusu açısından oldukça zayıf bir oyun diye giriş yaparak moralinizi bozup, ama oyuncular bir harika ve oyun; anında değişen dekoru, sahneye uzanan siyah eldivenli meçhul kişi, oyuncunun kaçması için sahneye itilen pencereler, o pencereden evin hem içinin, hem dışının izlettirilmesi, anlık replikler, gülüşmeler, oyun esnasında hızlı dekor değişmeleri, oyuncuların saniyeler içinde farklı iki, belki üç karaktere bürünmesi ile harika bir oyundu deyip gönlünüzü almak isterim.




Bu da bizim objektifimizden bu harika oyuncular efendim...Hepsini ayakta alkışladım, oyunculukları mükemmeldi. Dizi seyretmekle anlaşılan bir şey değil bu.
Özellikle yağmurun yağdığı sahneye, Bülent Şakrak' ın mimiklerine hayran kaldım.
Daha fazla anlatmıyorum arkadaşlar, gidin, görün, izleyin, mutlu olun :-)

Gelelimmm, Beyaz Kaplan' a....



*The White Tiger
Aravind Adiga

Uzun zamandır beni böyle sürükleyen, 1 günde bitirme isteği uyandıran bir kitap okumamıştım. Elimden bırakmak istemiyorum doğrusu. Şiddetle tavsiye ettiğim bu kitap aynı zamanda 2008 Man Booker ödülü almış bir kitap. Man Booker ödülü alan kitapları genelde takip eder ve okumaya çalışırım. Bu şimdiye kadar ödül alanların en iyisi.
Kitapta, kahramanımız (yazarımız da) Hintli ve Çin Başbakanı' na yazdığı bir mektupta ülkesini çok eleştirel bir gözle ve oldukça mizahi olarak anlatıyor.
Kesinlikle alın!

Bu hafta sonu böyle geçti, gitti işte...
Bu da benden size,
Sevgiler...