Tam kendime yeni bir biog açmayı, bilinirliliğimi kaldırmayı hedeflerken, bloglar kapatıldı.
Bir sabah Defne Joy Foster’ in ölümüyle, bir sabah gazetecilere uygulanan yaptırımlarla, bir sabah Japonya depremiyle, diğer bir sabah da İbrahim Tatlıses’ in vurulmasıyla ilgili haberlere ve her gün gelen benzin zammı haberlerine uyandım.
Japonya’ da 5 yaşındaki çocukların, nasıl da tatbikatı disiplin içinde uyguladıklarını seyrettim.
İzlediğim tsunami görüntülerinin bilgisayar oyunu olmadığını idrak etmeye çalıştım.
Bir tarafta çevremde yaşanılanlar, bir tarafta kendi yaşadıklarım, yapmaya çalıştıklarım, planlarımın asla gerçekleşmemesi, ölümler, mucizevi bir şekilde doğumunu beklediğim, onu düşünürken bile gözlerimin dolduğu canım yeğenim, bir tarafta gözyaşları, bir tarafta umut…
Bu memleket beni yoruyor azizim…
Şimdi Yalova’ da otobanlara gereken taş ve hafriyata ulaşmak için binlerce ağacın kesileceğini de öğrendim ya…Birer birer her kuralsızlık nasıl da kılıfına uyduruluyor, resmen çığlık atasım var…
Saygısızlık diz boyu, haksızlıklar, kural, yasa tanımamazlıklar…
Memleketim dibe vuruyor.
Her Allah’ ın günü bişileri protesto eder haldeyim…
Yine burnumun ucunu dahi göremediğim bir dönemdeyim…
Olasılıklar sonsuz, belirsizlikler en sevmediğim hal…
Tüm bu hallerimin sonunda her şeyin güzel olduğunun ortaya çıktığı ve kader ne getirirse getirsin, gelen şeylerin güzel olacağına inanılması gerektiğini bilsem de, uygulamak zor oluyor.
Hasret kaldık iyi şeyler duymaya…
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki; tevazu, sabır, hoşgörü, cömertlik, huzur ancak birer kelime olarak var insanlar için.
Bu günlerimizi aramayalım da inşallah…
Yeniden buralardayım,
Beklerim…
Sevgiler!
3 yorum:
ah canım haklısın. bugün arkadaşa yi bir haber duysak da mutlu olsak dedim.buralarda olacağın için sevindim.
ahir zaman :( hergün bir öncekini aratıyor
Güzel adaşım, seni burda görmek beni öyle mutlu ediyor ki, teşekkür ederim sana...
Neval, çok haklısınız :(
Yorum Gönder