20 Mayıs 2010 Perşembe

Mutsuzluk, bırak yakamı!

Sabah saatlerinde kardeşim dediğiniz bir arkadaşınızın, ilişkisini onaylamadığınız için nişanını sizden sakladığını öğrendiniz mi?
Evet öğrendim...
Bu kız iyi eğitim görmüş, Amerika' da tahsil yapmış, zeki ve süper sohbeti olan bir kızsa ve adam da, kız telefonda benimle konuşurken hoparlörden dinliyorsa, arkadaşlık ilişkilerini, giydiklerini, gittiği yerleri kısıtlıyorsa ve arkadaşım bunlara gönül hoşluğuyla katlanıyorsa, sanırım sizde onaylamazdınız bu ilişkiyi. Ama arkadaşlığımız nişanını bana söylememeyi hak etmiyordu!
Kalbinizin bu kadar çabuk yara almasına izin verdiğiniz için kendinize kızar mısınız?
Her zaman...

Babanız, kızı seviyor diye düşünüp, bir kutu erik göndermiş ve onlar sıcaktan yamulmuşsa, babanızın onları toplarken ki halini düşünüp, gözleriniz dolar mı?
Fazlasıyla...

Eve gelince, yalnızlığınızın yüzünüze çarptığını fark eder ve can arkadaşınızı ararsınız. Annesi ile yaptığı bir hoşluktan bahsedince, içiniz burulur mu?
Burulur...

Abinizi ararsınız, bu yaz onları göremeyecek olduğunuzu öğrenince üzülür müsünüz?
Fazlasıyla...

Eşiniz arar ve akşama olamayacağını söylerse, artık alışmışmısınızdır?
Galiba...

Ve bir duş iyi gelir belki de, göz yaşları suyla akar gider...Yalnızlık, sizi dürtüp durur.
Ve şu anda içilen bir bardak şarap, çektiğiniz özlem, yalnızlık ve mutsuzluk duygularını hafifletmeye yeterli değildir.
Anlar ve tüm sevdikleriniz hayatta olduğu için şükredersiniz...
Gözyaşlarıyla...