Dün eve gittiğimde de, "Yemekteyiz" programının sonuna denk geldim. Yarışmacı, diğer arkadaşlarına sürpriz olarak, evinin salonunda bir boks gösterisi düzenledi. Çok komiğime gitti :)
Kendi kendime geyik yaptım :) (Bahın la, nasıl da kaşımı yardıracam :)
Ben orda olsam heralde, "ayy vurma öyle arkadaşına, ayıp ayol" şeklinde büyükanne efektleri çıkarırdım.
Cık cık cık, görüyo musun, nasıl vurdu çocuğa, eli kırılasıca; şeklinde...
Çünkü benim aklım bu boks sporunu (!) zerre-i miktar almıyor. İnsan neden hoşlansın ki böyle bir şeyden?
Şimdi içinizden, ama felsefesi vaaaar, diyecek olan varsa, lütfen demesin. Çünkü cevabım, başlarım felsefesine olacak.
Birde bunun serbest dövüş olan versiyonu var ki, aklım onu hepten almıyor. İnsan neden zevk duyar ki bu şekilde dayak yemekten ve bunun neresi spor olur ki? Beyin hücrelerinin mahfolmasından başka ne işe yarar?
Var ben anlamamak.
Anlayamadığım başka sporlarda var. Ama bunlar hakkındaki düşüncem kesinlikle, ne saçma yav şeklinde değil. Sadece o ruhu, hissiyatı anlayamıyorum ve doğrusu merakta ediyorum.
Mesela Himalayalar' a tırmanmak. Özgürlük hissi diye tanımlıyor bunu gerçekleştirenler. Önlerinde saygıyla eğiliyorum. Asla yapamayacağım, asla bu hissi tatmak istemediğim bir spor dalı.
Ben ki, şu oturduğum yerde bile donuyorum, orda birde tuvalete gitmek zorunda olduğunuzu düşünsenize.
Ahaaa popo dondu ve düştü, napıcaksınız?
:)
Dediğim gibi, bu hissiyata saygı duymakla birlikte, içimde olmadığından anlayamıyorum.
İki yaz üst üste, parasailing yapmışlığım var. (Hani denizin üstünde sürat motorunun vincine bir ip bağlanıyor ve sizde havaya dirençli paraşütle havalanıyorsunuz, sizi gezdiriyor)
İlkinde her şey gayet güzeldi, ooh manzara enfes, püfür püfür falan şeklindeydi. Ama o geçen sene ki, o geçen sene yaptığım parasailing yok mu? Hava çok rüzgarlı ve bende hafif olduğumdan havalandıkça havalandım arkadaşlar. Tek düşündüğüm, ya şimdi burda tepetaklak dönersem oldu. Öyle bir esiyor ki, az kaldı, takla açıcam havada. Başladım bende, "eşşşşşedüüü....." diye... Sonra, dur la, ya burda mikrofon varsa diye karizmayı çizdirmemek adına içimden dua etmeye başladım. İndiğimde renk gitmişti ama çaktırmadım. Çok güzeldi yaaa, dedim. (hııı tabi tabi, sen birde onu bana sor) İki gün sonra gazetede bir haber, "Antalya' da sürat teknesine bağlı halat koptu, Rus turist öldü..." Sadece yutkundum. Sevgili eşim, ben bir şey demiyorum, diyerek haklı olmanın hazzını yaşadı :)
Tabi bunların dışında aklımın almadığı başka sporlarda var:
-İstanbul trafiği gibi
-Mahallenin köpeklerinin dışında bir köpeğin sizi siper ederek, mahallenize girmeye çalışması gibi
-Dolmuş şoförüne 100 tl. uzatmak gibi
-Kapıcıya saati dışında bir şey almasını rica etmek gibi
-Yanlış kişiye, yanlış mail atmak gibi
-Gençken eve gelen telefon faturasının sebebinin siz olmanız gibi
-Yeni alınan ayakkabının, top oynamak suretiyle yırtılması gibi
-Kopyayla yakalanmak gibi
-Önemli bir iş yemeğinde tavuk kıkırdağını ağzınızda hissetmeniz gibi (başıma geldi, mutlaka yazmalıyım :)
-Kilo almış bir hanıma, hamile misiniz diye sormak gibi
-Temizlikçinize hiç bir şeyi atmamayı öğretmek gibi
daha da çoğaltılabilir :)
Gerisini sizden bekliyorum artık :)



9 yorum:
Sırayla gideyim;
1- Eve gidince yapacak o kadar çok şey varken "Yemekteyiz'i" niye açarsın haa :) Bul başka birşey anam kendini eğlendirecek :)
2- Dövüş sporlarıyla ilgili fikirlerim eskiden seninkine paraleldi ama gördükçe, geçirdikçe, araştırdıkça "gerçekten de" bir felsefesi olduğunu anlıyorsun. Karate, kung fu vs kastediyorum, bunlarda amaç öyle düşündüğün gibi değil :) (detaylarına girmiyorum)
3- Spor dediğin "top" ile yapılır diyen birçok insan var. Lisanslı olarak futbol, basketbol, masa tenisi oynamış biri olarak zevk aldığım "toplu" olanlarıdır ammaa dağcılık olsun, bisiklet olsun vs. insana çok farklı hazlar veren sporlardır (Eurosport'ta Caner Eler ve Dağhan Irak'tan Fransa Bisiklet Turu'nu izlemeni, dinlemeni canı gönülden şeederim, hayran kalacağından eminim)
4- Günümüzde dağcılık ekipmanları o kadar gelişmiş durumdaki, tuvaletin geldiği zaman o eski köy günlerindeki gibi şöyle 100-200 metre açılıp işini görmüyorsun :) Çadırından çıkmadan paşa paşa...
5- Dağcılığın felsefesini anlatıp sıkmak istemedim :) Sauron'un Frodo&Yüzüğü çağırdığı gibi zirve de seni çağırıyor :)
6- "Kilo almış bir hanıma, hamile misiniz diye sormayı" bir yerlerden hatırlıyorum sanki :)
Sen şimdi beni niye rezil ediyosun ki :) Cahilliğimi niye yüzüme vurdun, arkadaş dedik bağrımıza bastık.
He hee, sağol Cemo, hakkaten iyi oldu bunları duymak, cahillik hakikaten :)
Hamile misiniz, ahahah ipucu: Coğrafya :)))
boksörlerin çoğu Alzheimer oluyormuş yaşlanınca. sağlıklıca yaşamak varken ne gereği var dimi?
bende kayaktan haz etmiyorum. daha doğrusu kafamı gözümü yararım korkusu var yukarıdan aşağıya inerken. sağlığımı riske atmayı hiç sevmem.
o tavuk kıkırdağını bende sevgilinin ailesiyle ilk tanıştığım zamanlardan birinde yaşadım Nihancım. çok ter dökmüştüm :)
Biz Akdenizliyiz ya, belki de ondan sevmiyoruz, kar, soğuk falan :)
Tavuk kıkırdağı da ne mide bulandırıcı bişi di mi? Birde onu çıkartamamak :)))
Boks konusunu ben de var anlamamak :)
Alttaki şıklara ekleyecek bir
şeyler geldi aklıma ama annem falan okursa diye yazamadım :))
beklediğin durağa uğramadan geçen otobüsün arkasından koşma sporu bu ara favorim, hatta otobüs durup beni alınca da boks sporunu kullanmayı düşünmüyor da değilim :D
Sibelcimmm, annen burayı nerden okusun tatlım benim, sen yaz yaz gülelim :)
Ayşegülcümmm, sen kaçan otobüse kement atma ve otobüsü durdurma konusunda çalış :)))
Sevgili adaşım sonda yazdıklarına birerbir katlıyorum ve bende anlamıyorum:)))
Chilek Niyan, hoşgeldin :)
Yorum Gönder