Benim için şehirlerarası seyahat etmek, Anadolu Yakası' ndan Avrupa Yakası' na geçmekten bin kere daha kolay. Biniyorsun otobüse ya da uçağa, ooohh miis en fazla tuvalete gittiğinizde otobüsü kaçırdım mı endişesi yaşarsınız ya da ne bileyim oturmaktan ayaklarınız ağrır, o kadar.
Ya bu yakalar arası geçişe ne demeli? Uzun seyahate çıktığımda bile bu kadar stres olmuyorumdur heralde.
Bir kere lahana gibi giyinmeliyim öncelikle; kat kat. Tişörtten başlar, hırkaya doğru devam eder, şemsiye mutlaka alınır. Sırt çantam olmazsa olmaz, su, içine bisküvi ve mutlaka mide bulantısı haplarım. Beni bunca trafikte yol tutmaması imkansız gibi bir şey. Veee spor ayakkabı giymeden aslaaaa!
Resmen trackinge hazırlanıyorum arkadaş!
Peki dün ben nasıldım?
Grantuvalettim arkadaşlar!
Ceket, pantolon, ayağımda topuklu ayakkabılar, elde taşınacak bir adet çanta.
Üüüfff sıkıntımı siz tahmin edin lütfen...
Bende bu kombinasyonla dolmuş-vapur-metro yapamayacağımı düşünüp, evden teee 4.Levent' e taksiyle gittim.
Çılgın şoför, 1 dakika boyunca şeridimizde kaldığımız bir zaman dilimi olmadı. O şeritten bu şerite, hoop diğer şeride, o da ne emniyet şeridi, 1 dakika içinde bütün şeritleri ziyaret ettik. Midem bulanıyor, zaten stresliyim.
Görüşeceğim yere geldiğimde, geçilebilecek tüm güvenlikten geçtim. Bekleme salonundayım. Devasa bekleme salonunda 3 adet deri koltuk var ve diğer ikisi dolu, üçüncüye oturdum fakat bu 3 koltuk birbirinin yüzünü görebileceğin şekilde konumlandırılmış, dolayısıyla kafam önümde oturmaktayım. Koskoca holdingsin insan bi bekleme salonunu ısıtmaz mı yaw? Pintileeer! Donuyorum!
Herneyse görüşme geldi, geçti.
Çıkışta Beşiktaş' a gittim, ayakkabıcıları gezdim.
Yalnız arkadaşlar, üzerinde ceket, altında pantolon, şıkır şıkırım ama ayaklarda pembe spor ayakkabılarım vaaar. Hahaha çantama spor ayakkabılarımı saklamıştım.
Ozan Güven' i gördüm, meğer en sevdiğim ayakkabıcının sahibi O' ymuş. Biliyor musun, ben bütün ayakkabılarımı sizden alıyorum, demedim tabi. Tam bir esnaf adam, yani dizilerdeki tipi, aynı kendisi :)
Sonra vapura bindim, Kadıköy' e geldim. Oooh memleketim yaw, memleketim oldu burası benim. Acaba dedim o an kendi kendime, bu korku, stres karşıyı çokda iyi bilememekten mi kaynaklı? Evet dedim sonra kendi kendime. Ama yine de, o trafiik, korkunç!
Kadıköy' den süper kumaşlar aldım. Kumaşçının sahibi kadın deli çıktı. Bildiğiniz deli, sinir hastası yani.
Ben kumaşlara bakıyorum, o da 20 cm. yanımdan gözlerini dikti bana bakıyor, ileriye kaydım, hala bakıyor; sizde bana mı bakacaksınız dedim espriyle. Bakmaya devam ediyorum, hahh dedim buldum. Şimdi bir dakika dedi, sen kumaşları benden daha iyi bilemezsin, şurdaki kumaşlardan al, onlar lekede tutmuyor. Teşekkürler, ben bunları beğeniyorum. Bana ne o zaman, ne yaparsan yap! Hönkk, deli mi ne?Daha bir sürü diyalog yaşandı ama can sıkmayım burda!
Herneyse demem o ki, kıtalararası seyahat etmek felç fakat iş saatinde grantuvalet ama altında spor ayakkabılarla çarşı gezmenin zevki, paha biçilemez....
:)
13 Şubat 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
8 yorum:
canıım o kdar güzel anlatıyorsunki yazılarını sanki herşeyi seninle yaşamışım gibi geçiyor gözümden..sevgiler
Ayşecan çok teşekkür ederim, yorumların beni çok mutlu ediyor, seni görmek ne güzel =)
Benden de en içten sevgiler =)
Valla ben Avrupa yakasında oturmamam rağmen en kısa zamanda kapağı Anadolu'ya atmayı planlıyorum çünkü bu yaka çok kalabalık, tam bir kaos, özellikle de git Mecidiyeköy'e kafayı yersin.
Evet valla direk katıldım bu Mecidiyeköy yorumuna, 1 yıl Nişantaşı' nda çalıştım, servis istikameti Mecidiyeköy idi. İnsanlıktan çıkmıştım valla!
ayy gerçekten çok karışık karşı taraf yaaa insanın beyni dolanıyo :) sevmiyorum hiç oraları, taksimde falan korkarım ben tek başıma :)
Vallahi bende korkuyorum Laliş' im =(
Aynı dert bende var ve tamda bu konuda yazı yazıcaktım şekerim.Kazasker beşiktaş arası bana ölüm geliyor ve benımde midem bulanıyor:(
Kadına gitmekden vazgecdım kalsın kumas mumas istemıyorum ben hahah:)
Tatlım tek çare, vapur =)
Yorum Gönder