16 Kasım 2009 Pazartesi

Niyan cafe

Günün en sevdiğim dakikaları, işten çıktığım zamanlar oluyor.
Evim ve işyerim birbirine çok yakın olduğundan bir çırpıda eve varıyorum. Önceleri bu mesafeyi yürüyerek gidip geliyordum, alerji tedavisi gördüğümden beri antihistaminik yüklü vücudum sabah uykusuna doymadığından artık arabayla gidip geliyorum. Sabahları tuvalette uyuya kalma anılarım var :-)
Normalde az uyuyan ama uykusunu alamadığında lanet olabilitesi olan bir insanım fakat bu tedavi başladı başlayalı uyumaya doymuyorum arkadaş!
Yürümemek de bünyeyi bıngıl bıngıl bir kıvama sokuyor malesef...Her sene olduğu gibi 2010 planlarım arasında spor yapmak var.
Şu doğallıkla alakası olmayan ama her daim doğal tarifler veren manken, şimdilerin spor hocası şahsiyetinin (anladınız siz onu) dvd sini aldım. O da ayrı bir komedi :-)
Televizyona mı bakıcam, hareketi yapmaya mı çalışıcam, aynı anda da "huhh huhhhh" gibi nefes almaya mı çalışıcam?
Ben sadece şişko teyzeler gibi yuvarlanabildim :-)
Neyse, dediğim gibi spora başlıcam, azimliyim :-)
Aslında bu sporu alışkanlık haline getirme işi çocukluktan başlamalı, bizim için beden dersleri ooh boş ders mantığıyla bakılan bir dersti.Ne biçim hocalar var bu memlekette yahu, öğretsene bize evde kendi kendimize yapacağımız ısınma hareketlerini!

Herneyse, ne diyordum, hıı evet günün en sevdiğim dakikaları...Bir çok insan için akşama ne yapıcam konusu bir eziyetken, bu benim oldukça sevdiğim bir olay. Yemek yapmak yani. Canım da beni bu konuda yönlendiriyor, canım derken göbüşümü kast ediyorum, hani canım şunu çekti babında...

Bir kere, annemden gelen bir alışkanlıkla soframızda her daim çorbamız ve salatamız mevcut. Salata yoksa yoğurt şart.
Bugün arabada annemi düşündüm (hasta olmuş benim canım :(, bu yemek konusunda hiç taviz vermedi, uğraştı ve bizi sebze sever insanlar haline getirdi. Birde mesela, annemin şu huyu vardır:

-Annecim bunun .... sı olmasa olmaz mı?
-Olmaz bunun yakışığı bu, hem de çok sağlıklı.
-Ama ben bunu sevmiyorum, yemek istemiyorum.
-Ağzını vurursan yersin. (o ne demekse? :)

Böyle yapa yapa ben artık kerevizsever, bamyaya bayılan biri oldum çıktım. Birde şimdilerde her şeyi çiğ olarak yemeye başladık evde. Mesela ıspanak salatası. Denediniz mi hiç? Rokadan ayırt edilemiyor tadı, hem de pişerek kaybettiği vitamini direk olarak vücuda alıyorsunuz. Şahane bir demir kaynağı!

Şimdi bu kadar lakırtıyı niye yazdım? Şunun için efendim;







Kendisi orjinal ismiyle coleslaw salatası oluyor. Lahana salatası diyelim biz ona. Hani şu Kentucky' de yediklerinizden. İçindeki sebzelerin tamamı çiğ olduğundan son derece vitaminli bence, evet içinde mayonez olduğundan ama çok kaloriliiiii diyenler olabilir, sizde mayonezini az koyun canımmmm :-)
Bu salata şöyle yapılıyor; lahanayı ince ince kıyıyoruz. Küçük bir kereviz ve havucu da rendeliyoruz. Kereviz ve havucun miktarı, lahanın 3 de biri kadar olsa daha güzel olur. Sonra arzunuza göre, mayonez, yoğurt, azıcık süt, 1 tatlı kaşığı kadar hardal, 1 çorba kaşığı pudra şekeri, karabiber ve 3 yemek kaşığı sirkeyi ekliyor ve karıştırıyoruz.(içine beyaz soğan da koymak gerekiyor ama ben koymadım) Salatanız hazır ve de pek lezzetli :-)

Afiyet olsun :-)

Üstüne tatlı sevgilime hediye bir tatlı aldım. O da, bu:




tanıdınız mı?Hı hıı, Smart :-) Beyaz Fırın' dan :-)
Çünkü sevgili eşim ne zaman park sorunu yaşasak "bi Smartımız olsa ne güzel şuraya park ederdik" diye başımın etini yer. Şimdi al sana smart dicem, smartım di mi? ( ıyyy Metin Yıldız esprileri gibi oldu :)

Tüm bu yemek işini yaparken müzik dinlemek şart :-)
Bedenin gıdası varsa ruhun da var arkadaş :-)

Bunları yaparken şunu dinledim:




Tavsiye ederim :-)

Öptüm,
Niyan Cafe iyi akşamlar diler...

4 yorum:

lale kunt dedi ki...

niyanım sen ne kadar çıtı pıtısın yaaa sakın kilo verme. o kadar güzelsin ki böyle...
ama sağlıklı yaşamak adına yapıyorum dersen o ayrııı. dediğin şahsiyetin dediğin dvdsinden bende de var, aynen senin gibi hangisini yapacağımı şaşırıyorum. haa o arada beni yerde yatarken gördüğü için koşa koşa gelip her defasında saçlarımı ısıran yüzüme patisiyle pat pat vuran bi Bal'ım var. bu işleri daha da zorlaştırıyo :)

hımm niyan cafenin tariflerine de hastayız vallaa herşey nefis oluyo niyanın elinden. yerim ben o mamaları yeriiim tabi konuşmaktan fırsat kalırsa :)

öptüm niyancımm

Abi dedi ki...

Bu coleslaw'i soyle yiyoruz, daha saglikli oluyor.

(pastrami = gavurun pastirmasi)

Nihan dedi ki...

Abicim,mayonezsiz yani öyle mi?

Laliş'im, valla evet nolur kilo vermiyim, kaslarım o kadar zayıf ki benim, spor yapmak şart :-)
O zaman Niyan Cafe yazılarına devam ediim ben :-)

Nihan dedi ki...

Bu arada Bal' ı ve seni düşününce burda bi kahkaha patlattım :-)
Ne tatlısınız ya :-)