28 Ekim 2009 Çarşamba

Herkes eteğindeki taşları döksün...



Ayy pardon, eteğindeki değil, böbreğindeki...
Hani şu acıdan  kıvrandıran, hüngür hüngür ağlatan, beni cenin pozisyonundan bir an bile ayırmayan böbrek taşından bahsediyorum.
Nedir benimle alıp veremediği?
İnsan hasta olunca mı anlamalı illa ki sağlığın ne kıymetli bir lütuf olduğunu? Bunun için her an şükretse de az olduğunu?
Ağrılıyım dostlar, böbrek ağrılı, bilumum tavsiyeleri uyguluyorum, nazik eşimin evin her köşesine koyduğu bardak bardak suları da içiyorum ama galiba içimde bir inşaat var ve bu kumlar, taşlar dökülmüyor.
Ya da dökülüyor ve böyle bir acıya sebep oluyorlar.

Neyse ki bugün yarım gün ve yarın da tatil. Bu arada içimize sinmeyen olayların yaşandığı bugünlerde 29 Ekim Bayramımızı daha bir içten kutlamalıyız. Halkın içinde hiç bir ayrım olmadığını, kaymağını yiyenin de, kavgayı edenin de başımızdakiler olduğunu onlara gösterelim. Hani demiştim ya, sağlığını kaybedince mi anlamalı insan sağlığın ne büyük bir lütuf olduğunu diye... Özgürlüğünü kaybedince mi anlamalı insan, kendi topraklarında hür bir insan olarak yaşamanın ne büyük lütuf olduğunu? Hastaneler, okullar, kamu kuruluşları (kötü işlese de bürokrasisi,sistemi) yine de bizler için... Varlar en azından. Olmadığını düşünsek?
Şu sıralar, hür iradeleri olmadığına da inansam adalet sistemimiz hiç olmasa? (Bakınız: Taliban rejimi)
Diyeceğim çok şey var ama başka bir zamana bıraktım düşüncelerimi...


Ben yarın...Böbreğimde ağrısa, caddedeyim. Elimde bayraklarla...
Herkesi beklerim...
Sevgiler...









1 yorum:

Gidi Kuzgun Güdük Fare dedi ki...

Nihancım çok çok geçmiş olsun,çok iyi bilirim böbrek ağrısını.En az acıyla atlatmanı diliyorum :(